İ. Efe Efeoğlu
Kelime anlamı olarak motivasyon, en yalın haliyle bir şey yapmak için duyulan istek ve heyecan olarak tanımlanabilir. Diğer taraftan motivasyon herhangi bir konuda davranış sergilememize neden olan faktörlerdir. İster susuzluğumuzu gidermek için içilen bir bardak su olsun, ister mevcut bilgimizi artırmak için okunan bir kitap olsun insanoğlunun tüm davranışlarının altında yatan ana etken motivasyondur. Motivasyon bizi eyleme geçiren biyolojik, duygusal, sosyal ve bilişsel güçlerdir. Motivasyonun farkında olunması gereken iki temel özelliği söz konusudur; bunlardan birincisi motivasyonun kişisel bir olay olması, ki bu bir bireyi motive eden şeyin başka bir bireyi motive etmeyebileceği anlamına gelir. Diğeri motivasyonun, ancak insan davranışlarında gözlemlenebileceğidir, ki bu da bir bireyin herhangi bir durum ile ilgili motive olmasının mutlaka davranışlarına yansıyacağı durumudur. Bu nedenden ötürü günlük yaşamda motivasyon genellikle bir kişinin bir davranışı sergileme nedeni olarak algılanmaktadır. Motivasyon ile ilgili vurgulanması gereken önemli husus, motivasyonun bir takım bileşenlerden oluştuğudur. Çoğu zaman bu bileşenleri gözardı etmemiz, motivasyon konusuna farklı bir noktadan bakmamıza neden olur. Bu bileşenlerin olmadığı bir durumda motivasyondan söz etmek aslında pek de mümkün olmaz. Motivasyon dediğimizde birbiriyle yakın ilişkide olan üç temel bileşenin olduğunun farkında olmalıyız; harekete geçme, kararlılık ve yoğunluk. “Harekete geçme”, bir davranışı başlatmak için verilen kararı ifade eder. On kilo vermeyi amaçlayan birisinin, her gün yürüyüşe karar vermesi ve bunu uygulamaya başlaması bu bileşene örnek olarak gösterilebilir. Ancak harekete geçmek amaca ulaşmada tek başına yeterli olmayacaktır. Bu noktada ikinci bileşen devreye girer; “kararlılık”. Aynı örnek üzerinden devam edecek olursak, sadece birkaç gün yürüyüş yapıp daha sonra farklı nedenlerden ötürü vazgeçmek bizi amaca ulaşmada başarılı kılmayacaktır. Bu anlamda kararlılık bileşeni, engellere rağmen bir amaca ulaşmak için gösterilen çabanın devamlılığını ve sürekli olmasını ifade eder. Son bileşen olan “yoğunluk” ise bir amacı yönelik konsantrasyonu, çabayı ve coşkuyu ifade eder. Kilo vermeye odaklanmış ve bu konuda kendisini coşkulu hisseden kişi bu amaç için yüksek oranda gayret gösterir ve günlük yürüyüşünü mümkün olduğu kadar uzun tutmak ister. Tüm bu söylenenler yanında sergilenen davranışın “amaca yönelik” olması da önemli bir husus olarak değerlendirilmelidir. Amaç on kilo vermek ise hareket, kararlılık ve yoğunluğun bu amaç istikametinde olması gerekir. Kilo vermek için yapılan yürüyüş ile vitrinlere bakarak yapılan yürüyüş nihayetinde birbirinden farklıdır.
Benzer örnekler, farklı şekillerde iş hayatı için de verilebilir. Günümüz iş dünyasında, insan kaynağının stratejik bir unsur olarak görülmesi ile motivasyon konusu daha da önemli bir hal almış ve yöneticilerin, yönetim faaliyetlerini şekillendirmesinde göz önünde bulundurması gereken önemli bir araç olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder