Yrd. Doç. İ. Efe Efeoğlu
Çalışanların sosyal ve kültürel açıdan önemli değişimlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde iş ve özel yaşamları daha özelde ise iş ve aile yaşamları arasında sağlıklı bir denge kurmaları değişen iş ortamı ve iş biçimleri dikkate alındığında her geçen gün artan bir şekilde güçleşmektedir. Bu güçlük bir taraftan çalışanların iş yaşamlarında daha fazla sorumluluk üstlenerek daha verimli ve üretken olmaları gerekliliği diğer taraftan yaşamlarında ailelerine daha fazla zaman ayırarak mutlu olma arzularından kaynaklanmaktadır. Yakın bir geçmişe kadar çalışanlar kendilerine gösterilen bir mekânda, belirli bir zaman dilimi içerisinde - haftada 5 gün, 8 saat gibi- çalışır, kendileri için tanımlanmış belirli işleri yapmakla sorumlu olurlardı. Bugün ise bu durum iş hayatında bir çok kimse için geçerli değil. Yapılan araştırmalar günümüzde ortalama bir kişinin tüm hayatı boyunca yaklaşık 2000-2500 saatlik bir süreyi iş ortamında geçirdiğine işaret ediyor. Çalışma saatleri ve çalışma saatleri dışındaki zaman ayrımının her geçen gün yok olması çalışanların özel hayatlarında strese ve çatışmalara neden oluyor. Çalışanların iş ve aile yaşamları arasında denge kurmalarının iş hayatlarında kişisel başarıları, özel yaşamlarında ise mutlulukları açısından önemi popüler iş dünyası yayınlarında sıklıkla işlenmekle birlikte, konu akademik dünyada da araştırmacıların uzun süredir ilgisini çekmektedir. Yurt dışı kaynaklı bir çok çalışmanın da işaret ettiği üzere iş ve yaşam dengesi bugün çalışan öncelikleri açısından iş güvenliğinden de önce gelen bir kriter haline gelmiş durumdadır. Yapılan çalışmalar iş-aile yaşam çatışmasının etkin bir şekilde yönetilmesi gerektiğini, aksi halde bu çatışmanın çalışanların kişisel mutlulukları ve yaşam tatminlerinin yanı sıra çalıştıkları işletmeler açısından da önem taşıyacak şekilde iş stresi, iş doyumu ve örgütsel bağlılık düzeylerini de olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Çalışanların iş-aile yaşam çatışması düzeylerini yönetebilmek için kişisel çaba göstermelerinin gerekliliği tartışılmaz olmakla birlikte, işletmelerin de çalışanlarının iş-aile yaşam çatışması düzeylerini azaltma amacı güden programlar geliştirmelerinin gerekliliği göz ardı edilmemelidir. Bu anlamda günümüz işletmelerinin bu konuyu sadece çalışan bireyin bir sorunu olarak görmemeleri, bu dengenin kurulmasında bireye destek olacak uygun insan kaynakları politikaları üretmesi, örgütsel düzenlemeler yapması ve farklı uygulamalar hayata geçirilmesini sağlaması gerekmektedir. Çalışanlarının iş ve yaşam arasındaki dengeyi kurmalarına yardımcı olan işletmeler yetenekli ve motive çalışanları bünyelerine daha kolay çekebilmekte ve nitelikli personeli elde tutmada bir avantaj sağlamaktadırlar. Çağdaş yönetim anlayış ve uygulamalarını benimsemiş, bugün başarılı olarak nitelendirdiğimiz ulusal ve uluslararası bir çok işletmede iş-aile yaşam çatışmasını azaltmaya yönelik programlar başarılı bir şekilde yürütülmektedir. Başarıya giden yolda aile ve özel yaşam faktörünü göz ardı etmemek hem işletmeler hem de çalışanlar için önemli bir avantaj olacaktır.
