Yrd. Doç. Dr. İ. Efe Efeoğlu
Modern yaşam, teknolojinin de yardımıyla değişimi yaşamın tam merkezine yerleştirmiştir. Gerek doğada gerek toplumda meydana gelen bu hızlı değişime uyum sürecinde bireyler karşılaştığı engelleri başarıyla aşmak zorunda kalmaktadır. Hızı gittikçe artan değişimler aynı zamanda toplumsal yaşantıyı ve kişiler arası ilişkileri de etkilemiştir. Bu etkilenme birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Her birimiz günlük yaşam içerisinde her gün önemli önemsiz, küçük büyük, basit karmaşık birçok sorunla karşılaşmaktayız. Aslına bakılırsa sosyal bir varlık olan insanın yaşamda birbirinden farklı sorunlarla karşılaşması son derece doğal olarak görülmelidir. Günlük karşılaşılan sorunları dört başlık altında sınıflayabiliriz; eğitim, trafik gibi toplumsal sorunlar, ilişki kaynaklı kişilerarası sorunlar, sağlık ve davranışlarla ilgili kişisel sorunlar ve arabanın arızalanması gibi kişisel olmayan sorunlar. Önemli olan sorunların olmasından ziyade onları çözebilecek kaynaklara sahip olmaktır. Bu açıdan bakıldığında sosyal sorun çözme, günlük yaşamda karşılaşılan problemlerde etkili ve uyum sağlayıcı baş etme yöntemlerini farketmek ya da keşfetmek olarak tanımlanmaktadır. Önemli bir yaşam becerisi olan sosyal sorun çözme, en güçlü bireysel farklılıklardan birisidir. Sosyal sorun çözme, insanların problemli durumlarla etkili bir biçimde baş edebilmelerini sağlamaktadır. Sosyal sorun çözme becerisi düşük bireylerde kaygı, saldırganlık, depresyon ve hatta intihar eğilimi gibi psikolojik rahatsızlıklar ciddi oranlarda görülmektedir. Diğer taraftan sosyal sorun çözme becerisi yüksek bireyler başlarına gelen olumsuz olaylardan daha az etkilenir, daha az sağlık sorunları ve stres yaşar. Bu tür insanların yaşam başarıları da yüksektir. Herhangi bir sorunla karşılaşıldığında önemli olan soruna karşı nasıl bir tutum sergilediğimizdir. Bu noktada soruna karşı olumlu ya da olumsuz olmak üzere iki türlü tutum sergileyebiliriz. Sorunlara karşı olumlu tutum sergileyen kişiler sorunları görmezden gelmek yerine onları yaşamın doğal bir unsuru olarak değerlendirirler. Algısal olarak sorunun çözülebilir olduğuna ve faydalanılabilecek olumlu bir şey olduğuna inanırlar. Sorun çözmenin özellikle çaba gerektirdiğini bilir ve bunun için zamana ihtiyaç duyulduğunun farkındadırlar. En önemlisi sorun çözme konusunda kararlıdırlar. Buna karşın sorunlara olumsuz tutum sergileyenler sorunları görmezlikten gelir ya da göz ardı ederler, sorunlar ortaya çıktığında kendilerini tedirgin hisseder ve endişeye kapılırlar, sorunlara karşı objektif bir bakış sergileyemezler ve sorunların nedenini kendilerine ya da başkalarına bağlarlar. Bir sorunun üstesinden gelebilmek için öncelikle o sorunun doğru bir şekilde ele alınması ve tanımlanması gerekir. Bu aşamada işe yaşanan sıkıntıların bir listesinin çıkarılması ile başlanabilir. Bir sonraki aşamada ise problemle baş edebilmek için gerçekçi çözümler ve amaçlar belirlenmelidir. Takip eden aşamada alternatifler oluşturularak en iyi, en uygun çözüm yoluna ulaşmak için mümkün olduğunca çok seçenek üretilmesi amaçlanmaktadır. Böylece birey kendisini en istendik duruma ulaştıracak en uygun yolu alternatifler arasından seçebilmektedir. En uygun olduğu düşünülen seçeneğe karar verildikten sonra uygulama aşamasına geçilmelidir. Nihai olarak bu uygulamanın sonuçları değerlendirilerek süreç tamamlanmalıdır. Problemin tanımlanması, alternatif çözüm yollarının oluşturulması, karar verme ve çözümün uygulanması ve uygulanan çözümün sonuçlarının değerlendirilmesi bireylerin karşılaştığı problemleri etkin bir şekilde çözümlemesini sağlayan becerilerdir. Söz konusu aşamaların her biri problemin daha etkin çözümlenmesini sağlar. Unutulmamalıdır ki karşılaşılan sorunun sadece eleştirilmesi halinde sorun iki katına çıkar. Soruna çare bulunduğu takdirde sorun, sorun olmaktan çıkar. Bu nedenle genelde sorun çözme becerisi, özelde sosyal sorun çözme becerisi insan refahı ve mutluluğu için geliştirilebilir önemli bir yaşamı idame ettirme becerisidir.