26 Aralık 2015 Cumartesi

Yaşama Değer Katan Fikirler

İ. Efe Efeoğlu

İçinde bulunduğumuz zaman, şahit olduğumuz hızlı değişim ve dönüşümün tüm dünyayı şekillendirdiği, insanoğlunun hayal gücünü zorladığı bir zaman. Bu zaman, kısa bir geçmiş öncesine kadar kullandığımız “İnsanın aklı almıyor!” deyimini rafa kaldıran bir zaman. Gün geçmiyor ki her alanda yeni bir icat, yeni bir uygulama hayatımızda yer bulmasın. Artık, sanki zihnimiz tüm bu yeniliklere uyum sağlamak üzere evrildi. Meydana gelen bu değişim ve dönüşüm, çoğumuz için şaşırtıcı olma özelliğini yitirdi. Bu ortamı deneyimlememizde en büyük etken bilgi üretimindeki muazzam artış. Çalışmalar gösteriyor ki bir yıl içerisinde üretilen bilgi miktarı 2 exabyte (bilmeyenler için 1 exabyte 1 milyar gigabyte’a eşit). Bilginin üretilmesinde meydana gelen bu hızlı yükseliş, yaşamın tüm alanlarını doğrudan etkilemekle birlikte özellikle teknolojideki değişimi somut bir şekilde görebilmemize imkân sağlıyor. Meydana gelen değişimi, yapılan keşifleri ve bulunan icatları arka arkaya sıralamak pek mümkün olmasa da, 2015 yılını geride bırakmaya çok az zamanın kaldığı şu günlerde, 2015 yılı özelinde yaşamı değiştirmeye ve kolaylaştırmaya yönelik birtakım yenilikleri bu hızlı değişim ve dönüşümü örneklemesi açısından sizlerle paylaşmak istedim. 
2015 yılının ilk aylarında, basında Gates Vakfı Başkanı Bill Gates’in elinde bir bardak su içerken verdiği pozu hatırlıyorum. Bu poz, insanlık tarihi ve çevre için önemli bir pozdu. 2015 yılında dünyada yaklaşık 2,5 milyar insan, hijyenin söz konusu olmadığı ortamlarda yaşamak zorunda kaldı. Diğer taraftan 650 milyondan fazla insan, işlenmemiş içilebilir su kaynaklarını kullandı. Gates Vakfı, mühendislerle konuşarak teknolojiyi ile bu soruna nasıl bir çözüm bulunabileceğini araştırmalarını istedi. Peter Janicki isimli bir mühendis, kanalizasyon atıklarını dakikalar içerisinde temiz, içilebilir suya ve elektriğe çeviren bir makine geliştirdi. Bu dönüştürücü makine, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere hem temiz su ve elektrik sağlamak hem de bu cihazı en çok ihtiyaç duyulan bölgelerde kurmak ve işletmek üzere girişimcilere istihdam sağlamak açısından önemli bir misyon üstleniyor. 2015’te bir sosyal proje olarak öne çıkan ‘Be my Eyes’ (Gözlerim Ol) projesi de aklımda kalan ve ilgimi çeken projelerden. Bu projenin bir gönüllüsü olarak hissettiğim mutluluğu kelimelerle ifade etmem mümkün değil. ‘Be my Eyes’, kullanıcılara gözlerini görme engelliler için ödünç vermelerini sağlayan bir İphone uygulaması. Bu uygulama ile görme engelli kullanıcılar tüm dünyada gönüllülere bağlanarak canlı video görüşmesi yapıyor ve gönüllüler görme engellilere neler gördüklerini tarif ediyor ve varsa sorularını cevaplıyorlar. ‘Be my Eyes’ web sitesine göre uygulama bugüne kadar 100 binden fazla görme engelli insana yardımcı oldu. Bu projeyi yakından incelemenizi önemle tavsiye ederim.
Bana sorarsanız yine anlamlı bir yenilik bir çamaşır makinesinde kullanılan suyun yeniden, defalarca kullanılmasının sağlanması ile geldi. Bir çamaşır makinesi, bir çay kaşığı kiri çıkarmak için yaklaşık olarak 40 litre su harcar. Kullanılan suyu muhafaza etmek, deterjan ayrıştırmasını yaparak o deterjanı da su ile birlikte tekrar verimli bir şekilde kullanabilmek MIT’den üç öğrencinin
‘AquaFresco’ isimli bir cihaz üretmesiyle mümkün oldu. Bu cihaz, çamaşır makinelerine her çamaşır yüklemede kullanılan suyun yüzde 95’ini tekrar kullanılmasına imkân veren bir çeşit filtre… Cihaz, atık suyu tekrar kullanılmak üzere filtreden geçiriyor, temiz suya ve deterjana dönüştürüyor. Bu döngü yaklaşık altı ay devam edebiliyor. Örneğin, bir otelin ayda sadece çamaşır için ne miktarda su tükettiğini ve bunun hem otellere maliyetini hem de çevreye olan olumsuz etkilerini düşündüğünüzde, bu yeniliğin önemi kendiliğinden ortaya çıkıyor.
2015 yılının orijinal fikirlerinden diğer bir tanesi de Peru’da hayat buldu. Türkiye’de elektriği olmayan ne kadar köy var, bilemiyorum. Ancak dünyada kırsal kesiminin yarısından fazlasında elektrik olmayan yerleşim merkezlerini okuduğum makalelerden hatırlıyorum. Bünyesinde dünyada belli başlı sorunlara yönelik yenilikçi teknolojiler geliştiren bir merkez bulunduran Peru’da bir üniversite ‘Plantalamparas’ adını verdikleri bir ürün ile bitkilerden elde ettikleri enerjiyi ışığa çevirerek küçük bir köyü ışıl ışıl aydınlatmayı başardılar. Doğanın bizlere sunduğu fırsatlardan birisini teknoloji ile buluşturunca ortaya güzel bir proje çıktı.
Son olarak, değinmek istediğim örnek sağlık alanından. ‘RevMedX’ isimli bir Amerikan şirketi içerisinde küçük sünger parçaları bulunan biyo uyumlu bir şırınga üretti. Bu şırınga derin yaralara enjekte edilerek içerisindeki sünger parçalarıyla kanı emiyor ve bir dakikadan az bir sürede yarayı kapatıyor. Sünger parçaları kan ile etkileşime girdiğinde boyutları olduklarından 15 kat daha fazla genişliyor. Nisan 2014’ten beri ABD ordusu tarafından kullanılan bu ürün, geçtiğimiz günlerde Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi tarafından sivillerin kullanımı için de onaylandı. 
Bilgi ve teknoloji alanındaki gelişmeler Pandora’nın Kutusu’nu açtı. Bu noktadan sonra geriye dönüş pek mümkün görünmüyor. Ömrümüz el verdiği sürece geçmişte hayalini dahi kuramadığımız birçok yeniliğe birlikte tanık olacağız. 2016’nın yeniliklerinin anlam kattığı güzel bir yıl olması dileğiyle…

5 Aralık 2015 Cumartesi

İşletmelerde Gözardı Edilen Tehlike; Sinizm

Doç.Dr. İ. Efe Efeoğlu

Günümüzde özellikle yönetim kademesinde çalışanlar olarak sergilediğimiz tutum ve davranışların, çoğu zaman çalışanlar üzerinde yaratabileceği olumsuz etkiyi, bu etkinin sonuç itibarıyla hem performans hem de örgütsel amaçlara ulaşma ile ilgili yakın ilişkisini gözardı ediyoruz. Kariyerinin büyük bir kısmını farklı sektörlerden çok uluslu işletmelerde geçirmiş bir akademisyen olarak bugün olaya akademik açıdan bakınca durumu daha net görebiliyorum. Yıllar önce çalıştığım bir şirkette yöneticimin sergilediği olumsuz tutum ve davranışların üzerimde yarattığı etkiyi ve bu etki sonucu hem yöneticime hem de çalıştığım şirkete yönelik hissettiğim olumsuz duyguları bugün bile çok net hatırlıyorum. O zamanlar ciddi bir ikilem içerisinde kalmış, özellikle çalışmaktan büyük gurur duyduğum o şirkete karşı hissettiğim olumsuz duygular nedeniyle kendimi hem çok kötü hissetmiş hem de suçlamıştım. Bugün ise bu durumun sadece bana özel bir duygu durumu olmadığını, iş hayatında olumsuz tutum ve davranışlara  maruz kalan bir çok çalışanın benzer duygular yaşadığını, hatta bu olumsuzlukların doğrudan tutum ve davranışlarına yansıdığını konu ile ilgili yaptığım çalışmalar neticesinde biliyorum. Benim ve benim gibilerin yaşadığı duygu durumunun örgütsel davranış literatüründeki adı “örgütsel sinizm”; çalışanın gördüğü muamele karşısında çalıştığı örgüte yönelik takındığı olumsuz duygu ve davranışlar. Yapılan araştırmalar, sinizmin özellikle düşük eğitim ve gelir düzeyine sahip bireylerde, mavi yakalılarda, işten çıkarmaların fazla olduğu sektör ve işletmelerde daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak beyaz yakalılarda da durumun çok da farklı olduğu söylenemez. Çoğu çalışmanın işaret ettiği üzere sinizm kendi kendine ortaya çıkmamaktadır: İşletmede uygulanan politikaların ve yöneticilerin tutumlarının bu duygu durumunun ortaya çıkışında önemli unsurlardan birisidir. Örgütsel sinizm inancına sahip olan birey, örgütün kendisine karşı adil, dürüst, eşit ve hoşgörüyle yaklaşmadığına inanır, sonuçta  duyduğu rahatsızlık ile örgüte karşı olumsuz duygu ve tavırlar geliştirir. Örgüt içerisinde kişinin sinik davranışlar sergilemesine yol açan çok çeşitli faktörden bahsetmek mümkündür; küçümsenme, yaşadıkları hayal kırıklıkları, kötü yönetilen değişim süreci, çalışan üzerinde yöneticinin oluşturduğu aşırı baskı ve stres, yöneticinin yüksek beklentisi, çalışanın kişisel ve örgütsel beklentilerinin karşılanamaması, kişinin özellikle yönetimden yeterli destek görememesi,iletişimdeki aksaklıklar vb. Eğer kişi çalıştığı ortamda örneklemeye çalıştığımız türde farklı nedenlerden kaynaklı olumsuzluk algısı içerisindeyse bir takım sinik tutum ve davranışlar sergilemesi ihtimal dahilinde olacaktır. Bir birey çalıştığı işletmeye karşı sinik bir tutum içerisindeyse işletmeye ait ilke ve kuralları ciddiye almaz, tutarsız, yalan ve hile dolu davranışlar sergiler, diğer çalışanlara güven konusunda sorun yaşar, kişisel çıkarları örgütsel çıkarların önünde tutar ve buna yönelik davranışlar sergiler, çalıştığı işletmeye karşı öfke ve kızgınlık duyar, işletmenin geleceği ile ilgili olarak olumsuz ve karamsar öngörülerde bulunur, işletme ile ilgili olarak çevresiyle olumsuz paylaşımlarda bulunur ve sürekli eleştirir. Sonuç olarak örgüt, hatta yönetici doğrudan ya da dolaylı olarak ciddi zararlar görür. Konunun önemli bir noktası da bu zararların çoğu zaman farkına varılamaması ve ölçülememesi. Örgütlerin ve yöneticilerin, çalışanların sinik davranışlarını önlemeye yönelik alması gereken bir takım önlemlerden bahsedilebilir; çalışanların karar alma süreçlerine dahil edilmesi, çalışanlara koçluk yapılması, örgüt içerisinde adaletli bir disiplin sisteminin oluşturulması, örgüt içi iletişimin etkili bir şekilde sağlanması, çalışanların örgüt içerisinde meydana gelen değişiklikler konusunda bilgilendirilmesi sinizmin engellenmesinde etkili yöntemlerden bazılarıdır. 

Sinizmin önlenmesine yönelik tutum ve davranışlar, sağlıklı bir iş ortamının yaratılmasında, çalışanın motivasyon ve memnuniyetinin artırılmasında, güven algısının oluşmasında, performansın ve çalışan bağlılığının artmasında  etkili olacaktır. Unutulmamlıdır ki söz konusu insan olduğunda küçük şeyler büyük şeylerdir.