Yrd. Doç. Dr. İ. Efe Efeoğlu
Günümüzde işletmeler zorlu rekabet koşulları altında varlıklarını sürdürebilmek ve gelişebilmek için yaratıcı düşünceler, yeni ve yaratıcı stratejiler geliştirmek zorundadırlar. Bu durumun farkında olan işletmeler yenilikçi ve yaratıcı eylemlerini ancak bireylere sağladıkları kendilerini anlatma, özgürce hareket edebilme olanaklarıyla yaşama geçirebilirler. Esasen yaratıcı olmayan birey yoktur. Sadece az ya da çok engellenmiş veya durdurulmuş bireyler vardır. Her ne kadar yaratıcılık, bireyin kendine özgü kişilik ve değerleriyle ilgili bir olgu olsa da sosyal, kültürel, çevresel şartlar da yaratıcılığı destekler veya engeller. Etkin yönetim bireylerin yaratıcılığını ortaya çıkarmalarına fırsat veren, yaratıcılığı destekleyen ve ödüllendiren bir ortam sağlamayı gerekli kılar. Yöneticiler yaratıcılığı yenilikçi fikirlere dönüştürerek sürdürülebilir bir üstünlük sağlayabilirler. Robert Fulghum’un, “Ne Biliyorsam Hepsini Anaokulunda Öğrendim” adlı kitabında yer alan “Deniz Kızı” öyküsü söylemek istediğime ışık tutabilir. Öykü özetle şu şekilde;
Fulghum, yaşları yedi ve on arasında değişen seksen kadar çocuğa bir süreliğine göz kulak olmak zorunda kalır. Çocukları oyalamak için onlara “Taş, Kağıt, Makas” oyununun bir benzeri olan “Cüceler, Devler ve Sihirbazlar” oyununu oynatmak ister ve oyunun kurallarını anlatır. Oyunun temel amacı bol bol gürültü yapmak, koşup kovalamaktır.
“Şimdi ne olacağınıza karar vermeniz gerek” der. “Siz nesiniz? Dev mi, Sihirbaz mı, yoksa Cüce mi?”
Çocuklar gruplar halinde bir araya gelip kimisi yüksek sesle, kimisi fısıltıyla ne olacaklarını tartışmaya başlarlar. O sırada Fulghum’un yanına gelen yedi yaşında bir kız çocuğu yazarın paçasını çekiştirir ve kaygı dolu ince bir sesle, “Deniz kızları ne tarafta duracak?” diye sorar. Uzun bir sessizlik olur ve yazar soruyu şaşkınlıkla tekrarlar, “Deniz kızları ne tarafta mı duracak?”
“Evet, çünkü ben bir denizkızıyım.” der küçük kız.
“Deniz kızı diye bir şey yok.” diyerek cevaplar yazar.
“Hiç de bile! Gördüğünüz gibi ben bir deniz kızıyım!” der küçük kız.
Devlere, Sihirbazlara, Cücelere yakın bulmuyordur kendisini. Bu nedenle oyundan çıkmak niyetinde de değildir. Ne gururundan vazgeçiyordur, ne de kimliğinden. Deniz kızlarının da bir yeri olduğuna, yazarın o yeri bilmesi gerektiğine inanmıştır.
Peki nerede duracaktı deniz kızları? Bütün deniz kızları, yani farklı olanlar, kalıplara sığmayanlar…
Fulghum cevap verir,“ Deniz kızı tam şurada, Denizler Kralı’nın yanında duracak! “
Küçük kızın elini tutar ve Sihirbazların, Devlerin, Cücelerin yaptıklarını seyrederler.
İçinde bulunduğumuz iş ortamında diğerlerinden farklı olan, diğerleri gibi davranmayan ve düşünmeyen nice deniz kızlarına rastlamak mümkün aslında. Alışıla gelmişliğin dışında tutum ve davranış sergileyen bu deniz kızları doğru yönlendirildiklerinde ve davranıldıklarında işletmenin performansına son derece olumlu katkı sağlar ve işletme için stratejik bir güç haline gelirler. Ancak sorun bu tür çalışanları yönetme becerisine sahip yöneticilerin azlığından kaynaklanmaktadır. Buna paralel olarak örgüt içerisinde yaratıcılığı, farklılığı ve çeşitliliği desteklemeyen bir kültür oluşturulamadığında deniz kızları zamanla yok olacak, sadece öykülerde kalacaktır.


