İ. Efe Efeoğlu
1942’de Albert Einstein, Oxford Üniversitesi’nde ders veriyordu. Bir gün fizik dersinden ikinci sınıflara sınav yapar. Aynı gün kampüste asistanıyla yürürken asistanı birden sorar: “Dr. Einstein, sınavda sorduğunuz sorular geçen yıl aynı sınıfa sorduğunuz sorularla birebir aynı değil miydi?”
“Evet, kesinlikle, tam olarak aynıydı” der Einstein.
Asistan, “Dr. Eisntein, nasıl olur da bunu yaparsınız, aynı soruları sorarsınız?” diye sorar.
Einstein cevap verir: “Sorular aynı; ancak cevaplar değişti.”
Günümüz hızlı bir değişim içerisinde olmasına rağmen, 1942 ile bugünü karşılaştırdığımızda o gün için geçerli olan birçok soru bugün için de hâlâ geçerli. Fakat değişen, o sorulara verilen cevaplar. Sorular aynı, cevaplar farklı. Örneğin, ‘Bir işletme nasıl verimli ve kârlı bir şekilde faaliyet gösterebilir?’
Sanayi Devrimi’nden bugüne kadar verimlilik ve kârlılık konuları tüm işletmeler için üzerinde en fazla durulan temel konulardan olmuştur. Verimlilik en basit şekliyle, bir işi en kısa sürede en az kaynakla yapma, kârlılık ise bir işletmede gelirlerin giderlerden daha fazla olması durumu olarak ifade edilebilir. Yönetim işine ilk kez bilimsel olarak bakılmaya başlandığı 1900’lerde verimlilik ve kârlılığı artırmak için bulunan yöntem, işletmelerde insan unsurunu göz ardı ederek, uyulması gereken birtakım ilkeler öne sürmek şeklinde olmuş ve bu ilkelere uyulduğu takdirde herhangi bir işletmenin büyüklüğüne, konumuna bakılmaksızın verimli ve kârlı bir şekilde faaliyetlerini sürdüreceği varsayılmıştı. Uygulamada, o dönemin şartlarında gerçekten ortaya atılan ilkeler işletmelerde verimliliği ve kârlılığı artırmıştır. Zaman içerisinde işletmelerin ölçeklerinde meydana gelen hızlı büyüme, buna bağlı olarak ortaya çıkan yönetim sorunlarındaki artış, dönemsel krizler ile soru aynı kalmış; fakat farklı cevaplar aranmaya başlanmıştır. Daha önce insan unsuru göz ardı edilerek verimlilik ve kârlılık sorununa cevap aranırken, bu kez insan unsurunu, yani çalışanları dâhil ederek çözüm ve yöntemler aranmaya başlandı. Bu yeni arayışa, söz konusu insan olunca, sosyal bilimlerin farklı alanlarından (psikoloji, sosyoloji vb.) bilim insanları, yazarlar ve akademisyenler de dâhil olarak yeni bir bakış açısı kazandırdılar. Söz konusu yeni bakış açısı; çalışanın tatmin olması, tatmin durumunu etkileyen unsurlar, tatmin ile verimlilik arasındaki ilişkiyi anlamak, insan yeteneklerinden maksimum düzeyde yararlanabilmek gibi verimlilik ve kârlılığı artırmada insan odaklı bir yaklaşım sergilemiş ve araştırmanın merkezine insanı koymuştur.
Bugüne gelindiğinde verimliliğin ve kârlılığın sürdürülebilirliliği ve artırılması hususundaki arayışlar hâlâ devam etmekte, bu arayışlara önemli bir etken olarak küreselleşmenin etkilerinin de dâhil olması işletmelerin işini daha da güçleştirmektedir. Günümüzde toplam kalite yönetimi, dış kaynaklardan yararlanma, küçülme, personel güçlendirme gibi işletmelerin ve yöneticilerinin başvurduğu birçok yöntem bugün için verimli ve kârlı bir işletme oluşturmada farklı birer araç olarak kullanılmaktadır.
Hızlı değişimin yaşandığı bir dünyada bazı konularda, bazı soru ve sorunların her dönemde aynı kalacağını ön görmek mümkün. Önemli olan proaktif bir yaklaşımla bu sorulara farklı cevaplar bulabilmek ve bu cevapları hayata geçirebilmek…
