İ. Efe Efeoğlu
‘Kuşak’ kavramı en basit şekliyle aynı yıllarda doğmuş insan grubu olarak tanımlanmaktadır. Kuşaklar, yetişme tarzları ve içerisinde bulundukları ortam değişikliklerinden kaynaklanan farklılıklara sahiptirler. Bu farklılıklar kuşaklar arasında hem karakter hem çalışma yaşamları hem de sosyal hayatları açısından önemli ayrışmalar ortaya koyar. Kuşak tanımlamalarında farklı değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir.
En yaygın tanımlamada yaş faktörü göz önüne alındığında karşımıza 5 farklı kuşak çıkar: 1925-1945 doğumlu ‘Sessiz Kuşak’, İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki nüfus artışına paralel 1946-1964 arası doğan ‘Nüfus Patlaması Kuşağı’, 1965-1981 doğumlu olarak ifade edilen ‘X Kuşağı’, 1982-1999 doğumlu ‘Y Kuşağı’ ve 2000 ve sonrası doğumlu ‘M (Milenyum) Kuşağı’.
İlk grubu oluşturan ‘Sessiz Kuşak’ ve son grubu oluşturan ‘M kuşağı’ mensupları iş hayatında şu an aktif olarak yer almaması ve nüfus patlaması dönemi kuşağının da her geçen gün emeklilik ile iş ortamında sayıca azalması nedeniyle bu alanda yapılan çalışmaların çoğu, başta kişisel özellikleri olmak üzere, hayata bakışları, iş değerleri, beklentileri birbirinden çok farklı X ve Y kuşağının karşılaştırılması üzerine olmuştur.
Son dönemde ise bu çalışmalar yakın gelecekte, özellikle önümüzdeki 10 yıl içerisinde ülkemizdeki işgücünün yüzde 70’ini oluşturacağı varsayılan Y Kuşağı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Y Kuşağı, milleniallar, internet nesli, iGen gibi farklı isimler ile de anılmaktadır. Kendisinden önceki kuşaklardan oldukça farklı bir çağda büyüyen Y Kuşağı’nın istekleri, motivasyonları ve değerleri tam anlamıyla kendilerine has bir tutum sergilemektedir. Bu kuşak yaş aldıkça, iş hayatında aktif hale geldikçe öncekileri her geçen gün daha da zorlamaktadır.
Y Kuşağı’na ilişkin olarak akla ilk gelen özellikleri teknolojiye olan yatkınlıklarıdır. Çocukluklarından itibaren bilgisayar, cep telefonu gibi teknolojilerle birlikte büyüdükleri için kendilerini işe alan yöneticilerin işe alım süreçlerinin daha fazla teknoloji odaklı olmasını bekliyorlar ve teknoloji becerilerini yaratıcı bir şekilde sahip oldukları görevleri ilerletmek ve sonuçlar elde etmek için kullanıyorlar. Son derece sabırsız, bireyci, sonuca odaklanan, her şeyi hemen isteyen, egosu ve uyum becerileri yüksek fakat kolayca sıkılabilen, bürokrasiden ve ciddiyetten hoşlanmayan bir kuşakla karşı karşıyayız.
İş ararken önem verdikleri unsurlar kendileri için oldukça önemli. Şirketin kimliğini, sunulan kariyer ve eğitim olanaklarını tercihlerinde ön sırada tutuyorlar. Bağımsız düşünmenin ve yaratıcılığın pozitif karşılandığı ortamlar Y Kuşağı üyeleri için oldukça cezbedici. Bu kuşak üyeleri rutin işlerden sıkılırlar. İş hayatını yaşamlarının merkezine koymaktan ziyade keyifli bir yaşam için iş hayatını bir araç olarak görmektedirler. Kuşağın üyeleri iş yaşamı ve aile arasında denge kurma arayışında. Eğlenmek ve teşvik edilmek istiyorlar. İlerici düşünüyor ve hızla yeni bilgi üretebiliyorlar. Yüksek standartları vardır ve takım çalışmasında öne çıkarlar. Eşzamanlı olarak birkaç işi birden yapabilen Y Kuşağı çalışanları iyi yönetildikleri takdirde zengin bir yetenek kaynağı olmaktadırlar.
Y Kuşağı’nın diğer önemli bir ayrıcalığı da yöneticilerden beklentilerinde görülmektedir. Yöneticilerinin kendilerine ilham vermeleri, onları geribildirimleriyle geliştirmeleri, arkadaşlık kurmaları Y kuşağı için oldukça önemlidir. Üstlendikleri ebeveyn rolünde de ciddi bir değişim söz konusu. Kadınların daha çok para kazandığı, erkeklerin ise ev işlerine daha çok yardımcı olduğu bir nesil ile karşı karşıyayız. Tüm bu belirtmeye çalıştığımız özelliklerinden ötürü Y Kuşağı bugünün yöneticileri için patlamaya hazır bir saatli bomba. Bu saatli bombayı elde tutmak, kontrol etmek, hatta rekabete karşın bir avantaj haline dönüştürmek üstün liderlik becerileri gerektiriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder