Doç.Dr.İ.Efe EFEOĞLU
Mikroorganizmalar birtakım zehirli maddeler salgılar. Bu zehirli maddeler toksin olarak adlandırılır. Son derece zararlı etkilere sahip olan toksinler insanoğlu için büyük bir tehlike demektir. Toksinler zaman içerisinde vücudu aşırı duyarlı kılarak insanın sağlığını bozar. Toksin, ‘zehir’ anlamına gelirken; bu isimden türemiş olan toksik, ‘zehirli’ ile eşanlamlıdır. Günlük yaşantımızda onlarca toksik maddeye maruz kalırız ve çoğu zaman bu durumun farkına bile varmayız. Sonuçta bu durum bizi, sağlığımızı olumsuz olarak etkileyebilecek ve tedavisi zor çeşitli hastalıkların eşiğine getirir.
Benzer şekilde zamanımızın büyük bir kısmını geçirdiğimiz iş ortamları da toksik, yani zehirli olabilir ve o ortamda çalışan herkesi etkileyebilir. Bir iş ortamı düşünün; yöneticinin sıklıkla egosunu tatminine yönelik davranışlar sergilediği, aşağılama ve yıkıcı eleştirinin sıkça görüldüğü, çalışanların yöneticileriyle sadece konuşmak zorunda kaldıkları zaman konuştuğu, tüm birim ve çalışanların neredeyse birbirleriyle savaş halinde olduğu, yönetimin çalışanların neleri doğru yaptığından çok neleri yanlış yaptığına odaklandığı, herkesin birbirinin açığını aradığı, çalışanlar arasında dedikodunun, suçlamanın, sırtından hançerlemenin yaygın olduğu, güven ortamının kaybolduğu, çalışanlar için işin para kazanmaktan başka bir anlam taşımadığı, anlaşmazlıkların kişiselleştirildiği, çalışanlar arasında yardımlaşmanın olmadığı, işletme tarafından kişisel konulara veya aile konularına yeteri kadar hassasiyetin gösterilmediği, anlamsız yere uzun çalışma saatlerinin artık bir yaşam şekli olduğu… Bu örnekler ve nicesi yıllar içerisinde eğitim verdiğim farklı sektörlerden ve farklı ölçekteki yüzlerce işletme çalışanı tarafından sıkça dile getirilen ortak şikâyetlerdir. Söz konusu iş hayatı olunca, zaman zaman tatsız, keyifsiz, dayanılmaz, psikolojimizi etkileyen ve bize acı veren birtakım olayların yaşanması normal karşılanabilir. Ancak bu durum bazen o kadar yoğun ve uzun süreli gerçekleşir ki örgüt içindeki koşullar üzerinde kalıcı hasarlara neden olur ve ortam bozulmaya başlar. Diğer bir deyişle ortam toksikleşir ve toksik bir örgüt kültürü ortaya çıkar. Toksik örgüt, zehirli, kendi içinde bir birliği olmayan, yıkıcı, sömürücü, işlevsiz ve kötü davranışları içeren ve bu davranışların kolayca yayılabildiği bir örgüt olarak tanımlanmaktadır. Böyle bir örgüt içinde çalışanlar işbirliğinden uzaklaşarak kendi çıkarları doğrultusunda eylemde bulunmaya başlar, doyuma ulaşamaz ve işletme içinde stresin yoğun olarak hüküm sürdüğü bir atmosfer oluşur. Böyle bir ortamda uzun süre kalınırsa, kişi o ortamdaki anormal davranışları normal olarak görmeye ve hatta esas sorunun kendisinde olduğunu düşünmeye başlar. Her gün toksik tutum ve davranışlarla çevrelenmiş bir iş ortamında çalışmak, zaman içerisinde kişinin kendi özsaygısını ve onurunu derinden etkiler ve kişinin bulunduğu ortamı, hayatını sorgulamasına neden olur. Bu kadar olumsuzluğun mevcut olduğu bir ortamda kişi gerçekte kim olduğu ile ilgili karmaşık duygular yaşar. Nihayetinde bu ruh hali özelde çalışanın performansına, genelde ise örgütün verimliliğine olumsuz yönde etki eder.
Toksik örgütler genellikle bir toksik liderlik sonucu ortaya çıkmaktadır. İyi ya da kötü üst kademe yönetimin ya da bir örgütteki liderin sahip olduğu değerler ve inanışlar, başında bulundukları işletmelerin kültürünü doğrudan etkiler. Toksik iş ortamının işletmeler için neden olabileceği sorunlar herkes tarafından bilinmekle beraber, genellikle adı konulması zor bir kavram olduğu için üstesinden gelinmesi de zor ve çaba isteyen bir süreci gerektirir. Örgütler toksik kültür oluşumunu engellemek için önlemler almaya çalışsalar da toksisitenin, örgüt içerisinde hızla yayılmasına pek de engel olabildikleri söylenemez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder