Doç.Dr.İ.Efe Efeoğlu
Yaşamda bir insana bağlanmanın, bir insanın ruhuna dokunabilmenin en basit ve en güçlü yolu onu dinlemektir. Belki de özellikle günümüz koşullarında birbirimize verebileceğimiz en önemli ve en değerli şey dikkatimiz, bu dikkatin en basit gösterilme şekli ise karşımızdaki kişiyi dinlemektir. Sadece dinlemek… Karşımızda bizi gerçekten dinleyen birisini bulduğumuzda, özellikle bize kendimizi iyi hissettirmesi nedeniyle farkında olmadan o kişiye doğru yönelir ve o kişinin etkisi altına gireriz. Gerçek anlamda iyi bir dinleyiciye, sürekli konuşanlara oranla insanlar daha fazla inanır. İyi bir dinleyici daha çok öğrenir ve daha fazla doğru şeyler yapar. İşin aslı dinleme becerisi hem sosyal hayatta hem de iş hayatında bizi diğerlerinden farklılaştıran önemli bir özelliktir. Çünkü birçoğumuzun yoksun olduğu bu beceri aynı zamanda sağlıklı ve etkili bir iletişimin de esasını oluşturur. İyi iletişim kurabilmek, bir taraftan insanları daha iyi anlamaya çatışmaları çözmeye yardımcı olurken, diğer taraftan ilişkileri güçlendirir. Etkin dinleme olmadan bu söylenenlerin gerçekleşmesi günlük yaşamda ciddi aksaklıklara neden olur. Çoğu insan iletişimin konuşmak olduğunu düşünür. Karşımızdakinin sözünü keseriz, ona tavsiyelerde bulunuruz, onu eleştiririz vb. Ancak göz ardı ettiğimiz önemli bir nokta, iyi ve sağlıklı bir iletişimin, ancak iyi bir dinlemeyle olabileceği hususudur. İşin doğrusu, iki kulağımız ve bir ağzımız olduğu gerçeğinden hareketle dinlemenin iletişimde birçok beceriden daha önemli bir beceri olduğunu iddia etmek pek de yanlış olmayacaktır.
Çoğu zaman işitme ve dinlemeyi birbirleriyle eşanlamlı olarak kullanırız. Ancak ikisi birbirinden çok farklı iki kavramdır. İşitmek bizim kontrolümüz dışında, istem dışı gerçekleşen bir faaliyettir. Sesin yaklaşık olarak saatte bin 238 kilometre hızla hareket ettiğini düşünürsek ki bu hız bir Boeing 747’nin hızından yüzde 33 daha yüksek bir hızı ifade eder, bazı kelimelerin kulağımıza çarpmasına mani olmanın pek de mümkün olmadığına şaşırmamak gerekir. Ancak dinlemek işitmekten farklı olarak bilinçli bir dikkati gerektirir. Dinlemenin temelinde odaklanma yatar. Dinleme sadece anlatılana değil, aynı zamanda anlatım şekline, dilin ve ses tonunun nasıl kullanıldığına, karşıdaki kişinin beden dilini nasıl kullandığına dikkat kesilmektir. Diğer bir ifadeyle sözlü ve sözsüz mesajların farkında olmakla ilgilidir. Etkin bir şekilde dinleyebilme becerimiz bu mesajları nasıl algıladığımıza ve anladığımıza bağlıdır. Gün içinde örneğine sıkça rastlayabileceğimiz bir davranışı ele alalım: Siz karşınızdakine bir şeyler anlatıyorsunuz; fakat karşınızdaki dikkatini size vermiyor. Kendinizi nasıl hissedersiniz? Kızgın, gergin, aşağılanmış? Bu tür duygular insanlar ile aramıza duvarlar örülmesine yol açar. Bu tür olumsuz duygu durumlarının önüne geçmede dinleme becerisi önemli bir rol oynar. Etkili dinlemenin önemine vakıf birisi dinleme faaliyetini gerçekleştirirken nasıl davranır? Karşımızdaki kişiye kendisini önemsediğimizi nasıl hissettirebiliriz? Bunun yolu sözlü olarak vereceğimiz tepkiler kadar sözsüz olarak vereceğimiz tepkilerden de geçiyor. Yapılan çalışmalar ışığında kurduğumuz iletişimin yüzde 85’ini sözsüz bir şekilde beden dilimiz ile gerçekleştirdiğimizi göz önünde bulundurursak, karşımızdaki kişiyi etkin bir şekilde dinlerken de beden dilimizi kullanmanın önemli bir araç olduğunu söyleyebiliriz. Göz teması kurmak, bedenimizi karşımızdaki kişinin istikametinde tutmak, çeşitli baş hareketleri ile karşımızdakini takip ettiğimizi ona hissettirmek gibi fiziksel hareketler etkin dinlemenin var olduğunu gösteren örneklerden. Bunun yanı sıra sadece fiziksel olarak o ortamda bulunmak tek başına yeterli olmuyor. Aynı zamanda psikolojik olarak da o ortamda bulunmak gerekir. Eğer aklımız ve gönlümüz o an için konuşmanın geçtiği ortamda değilse, karşımızdakini kalben de dinlemiyorsak, büyük olasılıkla konuşmacı bunu anlayacaktır. O nedenle değer verdiğimiz insanlarla önem verdiğimiz konuları konuşurken psikolojik olarak o insanı dinlemeye veya o konuyu ele almaya hazır değilsek, en doğru seçenek o görüşmeyi ertelemek olacaktır.
Karşımızdaki kişiyi etkin olarak dinlediğimizi göstermek amacıyla sözlü birtakım ifadeler kullanmak da amaca ulaşmamıza katkı sağlayacaktır; karşımızdaki kişiyi konuşmayı sürdürmesi hususunda cesaretlendirecek birkaç kelime, doğru zamanda sessiz kalma, açık uçlu sorular sorma, “Anlıyorum, öyle mi? Lütfen devam et” gibi ifadeler bu anlamda önemli bir rol üstlenir.
Dinleme becerisi çalışanlar ve yöneticiler arasında etkili bir iş ilişkisi kurmada da önemli bir faktördür. İş dünyasından birçok başarılı liderle yapılan röportajlar ele alındığında birçoğunun, başarılarının merkezine etkin dinleme becerisini yerleştirdiğini görebilirsiniz. Bu şekilde çalışanların motivasyonu artar, anlaşmazlıklar daha yapıcı bir şekilde çözülür ve iş ortamında bir güven algısı oluşur. Etkin dinleme, sadece iş hayatında değil, özel ve sosyal hayatta da sağlıklı ilişkiler kurabilmek açısından önemli bir beceridir. O nedenle her birimiz öncelikle birbirimizi dinlemeye çalışmalıyız, bunun için çaba göstermeliyiz. Eşimizi, annemizi, babamızı, çocuklarımızı, arkadaşlarımızı, yöneticilerimizi, çalışanlarımızı, müşterilerimizi kısaca bizi seven ve sevmeyen herkesi dinlemeliyiz. Göreceksiniz ki dinlemeyi becerebilmek çok sayıda küçük mucizeler yaratacaktır, bazıları içinse bu mucizeler büyük ve anlamlı olacaktır.

Efe Hocam, çok değerli bir yazı, 7'den 70'e, her türlü ilişki, iletişim boyutunda... Aklına sağlık...
YanıtlaSilÖzellikle %85; susup dinlerken dahi ne çok şey aktarıyoruz karşımızdakine, ne çok önemli dinlerken ilettiklerimizin farkında olmak!...
Çok etkileyici bir yazı dilinize, yüreğinize, aklınıza sağlık hocam.
YanıtlaSil