Doç. Dr. İ.Efe Efeoğlu
Vatandaşlık, bir takım ortak kültürel unsur ve değerlerle birbirlerine bağlanan ve muayyen bir toprak parçası üzerinde yaşayan insanların meydana getirdikleri toplu yaşama düzenine verilen isimdir. Vatandaşlık tanımında geçen “muayyen bir toprak parçası”, “ülke” olarak adlandırılır ve o ülkenin vatandaşları gönül bağı ile ülkelerine bağlılık gösterir, refahı için çabalar,fedakârlıkta bulunur. Vatandaşlık kavramından esinlenerek 1980’lerde iş dünyasında yeni bir kavram telafuz edilmeye başlandı;“Örgütsel Vatandaşlık” kavramı. Vatandaşlık tanımındaki unsurların iş hayatına uyarlanması ile ortaya çıkan bu kavrama göre bir ülkede yaşayan insanlar, o ülkenin vatandaşları olarak nasıl görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyor, o ülkenin gelişmesi, güçlenmesi için çaba sarf ediyorsa, bir işletmenin (ülke) çalışanları (vatandaş) da çalıştıkları işletmede görev ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirip, kendilerinden beklenenin de üzerinde gayret göstermeli, çalıştığı işletmenin gelişmesi, güçlenmesi için çaba sarf etmelidir. Günümüzde iş yaşamındaki yoğun rekabette işletmeler başarılı olabilmek için kendilerinden beklenenin üzerinde performans sergileyen, normal iş gerekleri dışında daha fazla sorumluluk alan çalışanlara ihtiyaç duymaktadır. Bu anlamda örgütsel vatandaşlık davranışı(ÖVD) resmi iş tanımlarının çok ötesinde, çalışanlar için belirlenmiş rol gereklerini aşan, çalışanların işletmelerine katkı sağlamak için kendi arzuları ile, yönetimin kendilerinden beklentilerinin de ötesinde iş davranışları sergilemelerini ifade etmektedir. Örneğin bir öğretim elemanının ders öncesi hazırlık yapması, derse vaktinde girmesi, vaktinde çıkması, alanı ile ilgili olarak araştırmalar yapması ve bunları yazması, yayınlaması bir örgütsel vatandaşlık davranışı olarak değerlendirilemez. Çünkü zaten söz konusu davranışlar öğretim elemanı olarak kendinden beklenen, yerine getirmesi gereken davranışlardır. Ancak bu öğretim elemanı görevi olmadığı halde çeşitli projelerde yer alarak, üyesi olduğu üniversitenin gelişmesi ve güçlenmesi için zaman ayırıyor, fikirler üretiyor ve çaba sarf ediyorsa örgütsel vatandaşlık davranışı sergiliyor denilebilir. Örgütsel vatandaşlık davranışı, iş hayatında çalışanların iş tatminleri, motivasyon düzeyleri, performansları, moralleri ve çalıştıkları işletmeye bağlılıkları ile yakından ilgilidir. Çalışanların vatandaşlık davranışı arttıkça işletmedeki iş başarı düzeyleri de yükselir.
Ancak unutulmamalıdır ki örgütsel vatandaşlık davranışı kendiliğinden ortaya çıkan bir olgu değildir. Yöneticiler, sergiledikleri bir takım tutum ve davranışlar ile örgütsel vatandaşlık davranışının oluşmasını sağlayabilir ve düzeyini olumlu yönde etkileyebilirler. Çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışını etkileyen unsurların başında yöneticinin yarattığı güven ortamı ve yönetimde sergilediği adalet ön sıralarda yer alır. Güven, yönetici açısından çalışanı kendisine bağlayan önemli bir etkendir. Dürüstlük ve doğruluk ile birlikte güvenilirlik, çalışanlar tarafından en fazla değer verilen davranışlardan birisi olarak görülmektedir. Çalışanların yöneticilerine güvenlerinin yüksek olması durumunda örgütsel vatandaşlık davranışlarını gösterme olasılıkları da artar. Örgütsel vatandaşlık davranışını doğrudan etkileyen diğer bir unsur da yöneticilerin kararlarında, tutum ve davranışlarında adaletli olmalarıdır.Yönetimde önemli bir kavram olan adaletin olduğu yerde örgütsel vatandaşlık davranışından bahsetmek olasıdır. Çalışanların adil olmayan davranışlarla karşılaştığı ortamlarda, onlardan örgütsel vatandaşlık davranışı beklemek sonuçsuz bir bekleyiş olacaktır.
Bir kavram olarak örgütsel vatandaşlık davranışı bugün yaklaşık 35 yaşında olmasına rağmen, yinede işletmelerin rekabet karşısında kendilerine üstünlük sağlayabilecek herhangi bir şeye dört elle sarıldıkları bugünün aşırı rekabetçi ortamında, onlara bu üstünlüğü sağlayabilecek önemli unsurlardan birisi olarak ele alınmalıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder