İ. Efe Efeoğlu
Bazı durumlarda herhangi bir sorunu çözmek üzere bir araya gelen zeki, mantıklı ve iyi eğitimli insanlar bile sonuçta o sorunun çözümü ile ilgili olarak en kötü kararı verebilirler. Muhtemelen böylesi bir sonuçta önemli olan etkenlerden birisi ‘grup düşüncesi’ olarak adlandırılan tutumdur. Grup düşüncesi, üyeleri sıkıca birbirine kenetlenmiş, grup içerisinde son derece yüksek bir uyumun olduğu, ‘biz’ anlayışının öne çıktığı, grup üyelerinin hızla kendi doğrularından uzaklaştığı, kendilerini eleştiriye kapadıkları, grup içi uyuşmazlıklara pek hoş bakmadıkları süreci tanımlayan bir terimdir. Grup düşüncesi, gruba liderlik eden kişinin tutum ve davranışlarıyla herkesin bir takım oyuncusu olmasına yönelik oluşturduğu güçlü algının yer aldığı durumlarda daha güçlü bir şekilde görülür.
Bir grupta, grup düşüncesinin hâkim olmaya başladığı, grup içerisindeki üyelerin sergilediği birtakım tutum ve davranışlarından anlaşılabilir. Örneğin grup üyeleri kendi kararlarını, karşıt kanıtlara rağmen rasyonel görmeye başlamışsa, grup üyeleri kendi fikrini dile getiren, kararları sorgulayan diğer grup üyeleri üzerinde baskı kurmaya başlamışsa, elde edilen birkaç başarının ardından grup rehavete kapılıp aldıkları her kararın herhangi bir karşı görüş ile karşılaşmadığı için doğru karar olduğunu düşünmeye başlamışsa, grup içerisinde kimse fikrini beyan etmiyor ve bundan dolayı alınan kararın hemfikirlik ile alındığı yanılgısı ortaya çıkıyorsa, grup düşüncesi olumsuz etkisini göstermeye başlamış demektir.
Geçmişten bugüne dek birçok araştırmacı, karar almada grup kararının, bireysel karar almaya göre sahip olduğu üstünlüğü ortaya koymuştur. Bu araştırmalarda karar alırken bireyin tek başına karar alması, otokratik ve olumsuz bir tutum olarak değerlendirilirken, grubun fikir ve görüşlerinin karar almada göz önünde bulundurulması katılımcı liderlik, işbirliği ve takım çalışması gibi kavramlarla birlikte ele alınmış ve olumlu bir tutum olarak değerlendirilmiştir. Grup düşüncesini tek başına, gerçeklerden uzak geliştirilmiş bir kavram ya da soyut bir felsefe olarak ele almak yanlış bir bakış açısı olur. Çoğumuz grup düşüncesinin üzerimizde yarattığı olumsuz etkiyi günlük yaşantımızda sıkça deneyimlemekteyiz. Örneğin üyesi olduğunuz bir grup ile gerçekleştirilen bir toplantıda sahip olduğunuz karşı görüşlerinizi dile getirmek için söz almak istediğiniz, fakat sonrasında bu düşüncenizden özellikle mızıkçılık yapan olarak veya gruba karşı olan olarak görünmemek nedeniyle vazgeçtiğiniz durumlar olduysa, çok büyük olasılıkla bu grup düşüncesinin üzerinizde yarattığı olumsuz etkinin bir sonucudur. Günlük yaşamda sıkça karşılaşabileceğimiz bu ve benzeri örnekler kadar tarihsel süreçte bir grubun, ortaya çıkan fikri sorgulamadan, tartışmadan kabul etmesinin ne kadar olumsuz ve yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine yönelik büyük trajediler ile sonuçlanmış örneklere rastlamak da mümkün: Yenilmezlik ve güç algısına sahip ABD donanmasının Pearl Harbour’da uğradığı hezimet, Swissair’in çöküşü, Irak savaşının başlaması gibi. Bu konudaki en çarpıcı örneklerden birisi de 1986 yılında fırlatılmasından hemen sonra bir patlama ile düşen Challenger uzay mekiği olayıdır. Zaten fırlatmayı geciktirmiş bir dizi sorun ve işlerin yetiştirilebilmesine yönelik siyasî baskı, bazı NASA mühendislerinin mekiğin kalkışından haftalar önce bir kısım parçaların hatalı olduğunu bilmelerine rağmen grup içerisinde olumsuz bir ortam yaratmamak için sessiz kalmalarına neden olur. Hatta iş arkadaşlarından birisinin, kalkıştan 24 saat önce dile getirdiği, fırlatıcı roketlerdeki lastik segmanlarla ilgili endişeleri duymazdan gelinir. Özel olarak bu konu ile ilgili toplantı çağrıları yapılmasına rağmen toplantıya gerek olmadığına karar verilir. Felaket ile sonuçlanan bu süreç ile ilgili yapılan araştırmalar, bazı teknik noktaların yanında NASA’nın kurumsal kültürünün de bu felaketin yaşanmasında önemli bir etken olduğunu ortaya koyar. Çoğunluğa uyma baskısı, ciddiye alınmayan uyarılar, ‘Bize bir şey olmaz’ duygusu…
Grup düşüncesinin olumsuz etkilerinden kaçınmak için yöneticilerin etkili toplantı prosedürleri geliştirmeleri, farklı görüşlerin tartışılmasına yönelik bir ortam yaratılması, grup üyelerinin görüşlerini ifade etmesi için cesaretlendirilmesi, grup içerisinde karar alırken beyin fırtınası, nominal grup tekniği, delphi yöntemi gibi uygulamalardan faydalanılması gibi faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.
Bugün askerî okullarda, üniversitelerde, yönetici eğitimlerinde ve akademik dünyada son derece ciddi bir şekilde ele alınan grup düşüncesinin, gerekli önlemler alınmadığında doğuracağı olumsuz etkileri akılda tutmak, verilen kararların sağlıklı olmasında önemli bir faktör olacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder