Günümüzde her alanda hızlı bir değişim ve dönüşüm yer almakta. Bu değişen ortama uyum sağlamak, hatta değişimin kendisine öncülük etmek bugünün iş ortamında en önemli başarı kriterlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Her alanda görünen bu hızlı değişim, yönetim alanını da etkiliyor. Geçmişin yönetim anlayışı ile bugün başarılı olmak neredeyse imkânsız bir hâl aldı. Özellikle yeni dönemin yöneticilerinin kendilerini değiştirmeden ve dönüştürmeden rekabet karşısında başarı elde etmesi mümkün görünmüyor. O halde yöneticiler için nasıl bir değişimden bahsetmek mümkün? Bu sorunun cevabını geleneksel yönetici anlayışı ve milenyum yöneticisi anlayışı arasında bazı kriterleri göz önüne alarak bir karşılaştırma ile vermek mümkün.
Gelin, bu kriterleri ele almaya ilk olarak yöneticinin üstlendiği rol ile başlayalım: Geleneksel yöneticiler üstlendikleri yöneticilik rolünde emir verici, seçkin elit, idareci ve kontrolcü bir davranış sergilemekteyken; artık yeni dönemin yöneticileri kendileri ve ekipleri arasına mesafe koymak yerine onların yanında yer almak, bir ekip üyesi gibi hareket etmek ve hem kolaylaştırıcı hem destekleyici hem de öğretici bir rol üstlenmek zorundalar. Değişimi başlıca etki kaynağı açısından ele aldığımızda geleneksel yöneticilerin sahip oldukları pozisyona bağlı olarak iş yaptırmada resmî yetkilerini kullandıklarını görürken; biraz dikkatli bakınca yeni dönemin başarılı yöneticilerinde esas etkinin resmî yetkilerinden değil, sahip oldukları bilgiden kaynaklandığına şahit oluyoruz. Ancak burada ‘bilgi’ konusuna değinirken, kastettiğimiz bilginin sadece teknik bilgi olmadığını, kişilerarası iletişim bilgisinin de etki yaratmak açısından son derece önemli olduğunu vurgulamakta yarar var. Diğer bir açıdan baktığımızda ise kişilerarası ilişkiyi de bir kriter olarak ele almak
mümkün. Geleneksel yöneticilerde gördüğümüz kişilerarası iletişim tarzı genelde rekabetçi bir bakış açısıyla, ‘kazan-kaybet’ şeklinde ortaya çıkıyor. Yani yöneticiler astları ile kurdukları ilişkide astlarının ön plana çıkmasını, onların gelişmesini istemiyor ve genelde astlarından sadece bir şeyler elde etme gayreti içerisinde yer alıyorlar. Bugün ise yöneticiler için değişen başarı kriterlerinden birisi de yöneticilerin astları ile kurdukları işbirlikçi, yani ‘kazan-kazan’ ilişki tarzı. Bu konuya verilen önem özellikle çokuluslu şirketlerin insan kaynakları uygulamalarında da kendisini hissettiriyor. Örneğin bazı şirketler yöneticileri için koydukları performans kriterlerinde yöneticilerin kendi ekiplerinden kaç tane yönetici adayı çıkardıklarına yer veriyor ve bu konuda başarılı olan yöneticileri farklı şekillerde ödüllendiriyor. Diğer bir değişen başarı kriteri ise yöneticilerin insanlarla ilgili sahip olduğu görüş. Geleneksel yöneticiler birlikte çalıştıkları astlarını potansiyel bir problem olarak görürken, milenyum yöneticileri insanı temel kaynak olarak görüyorlar. İşin esası yöneticiyi ‘başkaları ile/veya başkaları vasıtasıyla iş yapan kişi’ olarak tanımladığımızda aslında tanımda yer alan ‘başkaları’ ile örgütsel hedeflere ulaştığını, varoluş nedeninin başkaları (çalışanlar) olduğunu bir kez daha hatırlamakta fayda var.
mümkün. Geleneksel yöneticilerde gördüğümüz kişilerarası iletişim tarzı genelde rekabetçi bir bakış açısıyla, ‘kazan-kaybet’ şeklinde ortaya çıkıyor. Yani yöneticiler astları ile kurdukları ilişkide astlarının ön plana çıkmasını, onların gelişmesini istemiyor ve genelde astlarından sadece bir şeyler elde etme gayreti içerisinde yer alıyorlar. Bugün ise yöneticiler için değişen başarı kriterlerinden birisi de yöneticilerin astları ile kurdukları işbirlikçi, yani ‘kazan-kazan’ ilişki tarzı. Bu konuya verilen önem özellikle çokuluslu şirketlerin insan kaynakları uygulamalarında da kendisini hissettiriyor. Örneğin bazı şirketler yöneticileri için koydukları performans kriterlerinde yöneticilerin kendi ekiplerinden kaç tane yönetici adayı çıkardıklarına yer veriyor ve bu konuda başarılı olan yöneticileri farklı şekillerde ödüllendiriyor. Diğer bir değişen başarı kriteri ise yöneticilerin insanlarla ilgili sahip olduğu görüş. Geleneksel yöneticiler birlikte çalıştıkları astlarını potansiyel bir problem olarak görürken, milenyum yöneticileri insanı temel kaynak olarak görüyorlar. İşin esası yöneticiyi ‘başkaları ile/veya başkaları vasıtasıyla iş yapan kişi’ olarak tanımladığımızda aslında tanımda yer alan ‘başkaları’ ile örgütsel hedeflere ulaştığını, varoluş nedeninin başkaları (çalışanlar) olduğunu bir kez daha hatırlamakta fayda var.
Bugünün yöneticilerini başarılı yapan kriterleri artırmak mümkün; ancak iş, bir farkındalık içerisinde geçmiş ve bugün arasında analizi iyi yapabilmekte.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder